DİYANET’İN FON İLİŞKİSİ…

Yayınlama: 27.10.2026 12:49:05
10
A+
A-
Zihin Haritası

Kıymetli okurlarım, malumunuz fon tartışmaları ülkemizin gündeminden hız kesmeden devam etmekte ve her gün yeni bir boyutuyla karşımıza çıkmaya devam ediyor. Daha önceki yazılarımda bu konunun altını çizmiştim. Şimdi ise Diyanet’in fon iddialarıyla gündeme gelmesi karşısında bir an duraksadım: Bu konuyu ele almalımıyım, yoksa sessiz mi kalmalıyım? Kararsızlığımı yendim; çünkü susmak yerine, birkaç kelam etmenin sorumluluk olduğunu düşündüm.

Şöyle ki…

Halil Konakçı’nın, “Biz foncuları eleştirirken Diyanet de foncu çıktı, inanın utanıyorum” mealindeki açıklamasını izledim. Bir Diyanet mensubu olan birinin bu tür açıklamaları yapması doğrusu beni şaşırttı…

Konakçı’nın paylaşımına ilişkin; Diyanet’i savunacak veya avukatlığınıda yapacak değilim, ancak işin aslını bilmeden Sayın Konakçı’nın bu paylaşımını doğru bulmuyorum.

Özetle: Diyanet, bizim batık “Fonla” ilgimiz yok, nakdi yardımların değer kaybına uğramaması için faizsiz finans sisteminde değerlendiriyoruz diye bir açıklaması var!

Ezcümle, Diyanet’in nakdi yardımların değer kaybını önlemek amacıyla “faizsiz finans sisteminde” değerlendiriyoruz açıklaması üzerine; borsada alım satım (Fon) sisteminin caiz olup olmadığını araştırdım. Bu süreçte Dr. Hüseyin Kayapınar’ın finans işlemleri hakkındaki görüşlerine ulaştım ve inceledim.

Dr. Hüseyin Kayapınar hocanın yaptığı açıklamada: Faizli işlem yapılmadığı sürece borsada senet alım satımının caiz olduğunu ifade etmektedir…

Bu ifadeler üzerine; Diyanet yetkililerinin meşru olmayan bir yönteme başvurması ve risk alması mümkün değildir. Şahsi menfaat temini iddiası da söz konusu olamaz ve zaten bu düşüncedeyim. Diyanet’i ısrarla hedef göstermek ve fon olayının bir parçasıymış gibi lanse etmek büyük bir haksızlıktır.

Nitekim fon krizi toplum olarak hepimizde büyük bir güvensizlik ortamı oluşturdu. İdarecilerimizin fon vurgununa ilişkin önceden tedbir alıp buna izin vermemesi gerekirken geç de olsa gereken yapılmaya çalışılıyor. Umarım istismarcıların tamamı, unvanlarına bakılmaksızın adaletin karşısına çıkarılır ve cezalarını çekerler; böylece toplumda yeniden bir güven tesisi yapılır.

Sonuç olarak, Diyanet’in hatalarını elbette eleştireceğiz; ancak fon tartışmaları üzerinden kurumu değersizleştirmek doğru olmadığı gibi kimseye de fayda sağlamaz. Özellikle hayır sever insanların nakdi yardımlarının “erimesin” ve daha çok değer kazanıp ihtiyaç sahiplerinin sayısı arttırılsın düşüncesi de bir yöntem tercihdir. Ancak belli bir kesim siyasi sonuç elde etmek için; Diyanet ve fon konusunu kötü niyetle işlemeye devam etmektedir.

Dolayısıyla…

Ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında ihtiyaç sahiplerine ulaşmada Diyanet köklü bir kurumdur ve bu anlayışla hizmet etmektedir. Bu hizmetlerin devamlılığı için hayırsever insanların kafasında soru işaretleri oluşturulmasını doğru bulmuyorum.

Değerli okurlarım,

Bu konu üzerinde neden bu kadar hassasiyetle duruyorum? Çünkü ihtiyaç sahiplerine yapılacak yardımları engelleme amacı taşıyan her türlü kötü niyetli söylem, nihayetinde yine en çok ihtiyaç sahiplerine zarar verecektir. Bu nedenle Diyanet’in yıpratılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.