Vefanın sessizliğinde nankörlüğün soğuk yankısı

Bir insanın kıymeti, kendisine uzatılan ele bakışıyla anlaşılır derler; ancak gerçek ölçü, o el geri çekildikten sonra insanın hâlinde gizlidir.

Yayınlama: 29.04.2026 13:10:33
260
A+
A-

Hatırlayan kalp vefalı kalptir; unutan ise, kendisinden başka kimsenin kalmadığı ıssız bir adada yaşamaya mahkûm olur. Vefa, gözle görülmeyen bir damga gibidir; bir kez gönle vurulunca, hiçbir şey onu yerinden söküp atamaz.

Vefa, bu çağın nadir bulunan çiçeği gibidir. Ne pazarlarda bulunur ne de kütüphanelerin raflarında. O, ancak kalbin derinliklerinde, hatıranın sıcaklığıyla yetişir. Bir dostun zor gününde söylediği iki kelime, yıllar sonra bile başka bir avucu nasıl ısıtırsa, vefa da öyledir: zaman geçer, mevsimler döner; fakat vefalı insan, eski bir mektubun sararmış sayfasını avucunda tutar gibi, geçmişin kıymetli anlarını taşımaya devam eder. Onun zihni bir bahçedir; orada hiçbir iyilik solmaz, hiçbir hatır kurumaz.

Nezaket ise vefanın kardeşidir. Biri ruhun derinliğinden gelir, öteki dudakların kenarından; ikisi de aynı pınarın suyudur. Nezaket, başkasının varlığını fark edebilmektir. Bir selâmı eksik etmeden vermek, bir teşekkürü kuru bir alışkanlığa dönüştürmemek, kapı eşiğinde dahi olsa karşıdakinin yorgunluğunu görebilmek… Bunların hepsi, görünmeyen bir hazinenin küçük altın paralarıdır. Onları dağıtmaktan korkmayan insan asla iflas etmez; çünkü nezaket, harcandıkça çoğalan tek servettir.

Ancak insan, ne tuhaf bir yaratıktır ki, kendisine bahşedilen bu güzelliklerin kıymetini çoğu zaman ancak kaybettikten sonra anlar. Nankörlük dediğimiz o soğuk rüzgâr, vefanın yapraklarını bir bir koparır; nezaketin narin dallarını kırar geçer. Nankör insan, kendisine uzatılan eli görmezden gelmekle kalmaz; o eli tutanın yüzünü de unutmaya çalışır. Sanki hatırlamak, bir borcun ağırlığıymış gibi taşınamaz olur omuzlarında.

“Nankörlük, kalbin pas tutmasıdır” derler. Bu pas bir gecede oluşmaz; sessiz, sinsi bir biçimde, hatırlamayı zahmet sayan küçücük tercihlerle oluşur. Bir telefon açmaya üşenmek, bir hâl hatır sormayı ertelemek, bir iyiliğin üzerinden zaman geçtikçe onu küçümsemek… İşte bu ufak ihmaller, kalpleri taşa çevirir. Nankörlük, ansızın çıkagelen bir misafir değildir; kapıyı yavaş yavaş aralayan, sonra da ev sahibinin yerine geçen sessiz bir hırsızdır.

Oysa vefalı kalp, nezaket bilen kalp, yorulmayı bilmez. O, bir kuyu gibidir: ne kadar çekilirse çekilsin, suyu eksilmez. Bir annenin her küskünlüğün ardından nasıl olup da yine kollarını açtığını hatırlayalım. İşte vefa odur. Bir babanın yorgun ellerinin bizi büyütürken çatladığını fark etmek; bir dostun, kimsenin hatırlamadığı bir günde yanımıza gelivermesinin sıradan değil, sıra dışı bir lütuf olduğunu kabul etmek… Vefa, hatırlamayı bir görev değil, bir sevinç saymaktır.

Nankörlük ise modern hayatın gizli salgınıdır. Bu çağ insana her şeyi hak ettiğini fısıldar durur. Sevgiyi hak etmek, ilgiyi hak etmek, fedakârlığı hak etmek…Oysa hak ettiğimizi sandığımız her şey, aslında birinin gönlünden bize uzanan görünmez bir köprüdür. O köprüyü tanımayan, bir gün kendini iki yakası kopuk bir nehrin ortasında bulur; ne karşıya geçebilir, ne de geri dönebilir.

Aslında belki de hayatın bize öğretmek istediği en sade ders şudur: İnsanı insan yapan, başkalarının ona ne verdiğinin değil, kendisinin neyi unutmadığının farkında olmaktır. Bir gün hepimiz, kendimize uzanan ellerin sayısından çok, o ellerin sıcaklığını ne kadar hatırladığımızla ölçüleceğiz. Ve o gün geldiğinde, sararmış bir mektup gibi avuçlarımızda saklayabildiğimiz her vefa, her nezaket, bizi soğuktan koruyacak yegâne kıyafet olacak. Nankörlüğün ise ne bir gölgesi kalacak, ne de bir kokusu — kendisi gibi unutulup gidecek.

Müminler ahde vefa gösterir, öfkelerini yutar, kusurları araştırmaz ve iyilik yapmada birbirleriyle yarışırlar (ayet mealleri).

Hz. Ali’nin “Vefa dünkü gün gibi geçip gitti.” Sözüyle bitirelim.

Yazarın Son Yazıları
10.05.2026 13:49:50
04.03.2026 13:45:21
15.01.2026 12:58:00
08.01.2026 12:24:51
29.12.2025 14:23:26
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Abdülhadi dedi ki:

    Maşallah tebrikler istifade ettik