Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Geçtiğimiz hafta Batman Petrolspor’un başarısıyla birlikte şehirde düzenlenen kutlamaları konuşmuş ruhumuza, kültürümüze ve toplumsal değerlerimize uygun olmayan eğlence anlayışını ele almıştık.
Bu hafta ise “kutlama” adı altında gerçekleştirilen organizasyonların perde arkasına biraz daha yakından bakmak gerekiyor.Çünkü mesele sadece bir konser meselesi değildir. Mesele önceliklerini kaybetmeye başlayan bir şehir meselesidir.
Hatırlayalım…
Batman Belediyesi kısa süre önce, 2026 yılında tamamen hizmete açılacağı belirtilen Güneybatı Çevre Yolu II. Etap Projesi’ni büyük bir tanıtımla kamuoyuna sunmuştu. Projenin amacı şehir içi trafik yoğunluğunu azaltmak, transit geçişleri rahatlatmak ve Batman’ın ulaşım altyapısını güçlendirmekti. Açılış törenleri yapıldı, kameralar karşısında büyük vaatler verildi. Ancak daha üzerinden birkaç ay bile geçmeden, etkili yağışların ardından yolda çökmeler meydana geldi.
Şimdi sorulması gereken çok net bir soru var:
Bir belediyenin en temel hizmetlerinden biri olan yol çalışmaları bile sağlam yapılamıyorsa, burada ciddi bir yönetim problemi yok mudur?
Çünkü yol bir şehrin vitrinidir. Yol bozuksa, altyapı çürükse, vatandaş her gün çamurun, trafikteki keşmekeşin ve bitmeyen çalışmaların içinde yaşamaya mahkum bırakılıyorsa o şehirde yapılan görkemli konserlerin hiçbir anlamı kalmaz. Konserler bir şehrin temel ihtiyacı değildir. Ama güvenli yollar, sağlam altyapı, düzenli ulaşım ve yaşanabilir bir şehir herkesin hakkıdır.
Bugün Batman sokaklarında hangi vatandaşa mikrofon uzatılsa insanların büyük kısmı bitmeyen yol çalışmalarından, bozulan kaldırımlardan, plansızlıktan ve trafik karmaşasından şikayet ediyor. Hal böyleyken milyonların organizasyonlara, sahnelere ve geçici gösterilere harcanması ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
Peki mesele ekonomik yetersizlik mi?
Eğer öyleyse, neden öncelik vatandaşın günlük hayatını kolaylaştıracak hizmetler değil de birkaç saatlik gösteriler oluyor? Ben sıradan bir vatandaş olarak bunu düşünebiliyorsam, o makamları yöneten bürokratların bunları hiç hesap etmemesi mümkün müdür? Ya da sorun görmek istememektir.
Üzerinde durulması gereken bir başka konu ise konser alanı hazırlanırken Batman’ın en işlek noktalarından biri olan Diyarbakır Caddesi orta refüjündeki ağaçların sökülmesi oldu. O ağaçlar yalnızca peyzaj unsuru değildi. Batman’ın nefesiydi. Yıllardır o caddeye gölge veren, estetik katan, yaz sıcağında insanlara ferahlık sağlayan ağaçların birkaç saatlik organizasyon uğruna yerinden edilmesi plansızlığın ve günü kurtarma anlayışının en somut örneklerinden biridir. Üstelik aynı yöneticiler her fırsatta çevre duyarlılığından, yeşil alanların artırılmasından ve ağaçlandırmanın öneminden bahsediyor. O halde insan sormadan edemiyor:
Kameralar önünde dikilen fidanlar gerçekten samimiyet için mi, yoksa yalnızca görüntü vermek için mi?
Bir ağacın büyümesi yıllar sürer. Gölge vermesi belki yirmi yıl alır fakat o ağacı sökmek yalnızca birkaç dakikadır. İşte tam da bu yüzden yapmak zordur yıkmak ise kolaydır. Hizmet etmek emek ister. Koruyup geliştirmek vizyon ister fakat günü kurtarmak isteyen anlayışlar üretmek yerine göstermeyi, çözmek yerine süslemeyi tercih eder. Bugün şehirlerin en büyük problemi de tam olarak budur:
Kalıcı hizmet yerine sadece görüntüye önem verilen geçici vitrinler…
Gerçek sorunlar yerine dikkat dağıtan organizasyonlar…
Batman elbette sosyal etkinliklere, morale ve ortak sevinçlere karşı değildir. Kimse insanların bir başarıyı kutlamasına itiraz etmiyor. Ancak yöneticilik; alkış getiren organizasyonlarla değil, vatandaşın hayatını kolaylaştıran kalıcı hizmetlerle ölçülür. Çünkü insanlar konser alanındaki ışıkları en fazla birkaç saat izler. Ama bozuk yolların çilesini her gün çeker.
Ve unutulmamalıdır ki bir şehir; sahnelerle gösterişle değil, adaletli hizmetle büyür.