Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir kayıp yaşandığında en sık duyulan cümle şudur: “Güçlü ol.”
Oysa yas, güçlü olma süreci değil; insan olma sürecidir. Ağlamanın, çökmenin, öfkelenmenin, boşlukta kalmanın doğal olduğu bir dönemdir. Ama biz, özellikle bu topraklarda, acıyı hızla paketleyip kaldırmayı öğreniriz. Çünkü güçlü görünmek, duygusal olarak sağlam olmakla karıştırılır.
Toplumsal olarak yasla kurduğumuz ilişki acelecidir. Cenaze biter, taziye dağılır ve birkaç gün sonra hayatın “normale dönmesi” beklenir. Oysa ruh, takvimle çalışmaz. Yas, lineer ilerlemez. Bazen bir kokuda geri gelir, bazen bir şarkıda, bazen hiç beklenmeyen bir anda.
Psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross’un yas üzerine yaptığı çalışmalar, kaybın ardından yaşanan sürecin inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme gibi evrelerden geçebileceğini ortaya koyar. Ancak bu evreler bir merdiven basamağı gibi düzenli ilerlemez. Kimi zaman kişi kabullenmeye yaklaşmışken yeniden öfkeye dönebilir. Bu dalgalanma patolojik değil, insani olandır.
Asıl sorun, yasın kendisi değil; yasın bastırılmasıdır.
Çocuklara “Ağlama”, erkeklere “Erkek adam ağlamaz”, kadınlara “Çocukların için ayakta durmalısın” denir. Böylece duygular tehlikeli, zayıf ve kontrol edilmesi gereken şeyler olarak kodlanır. Duygular bastırıldıkça beden konuşmaya başlar: açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, ani öfke patlamaları, ilişkilerde tahammülsüzlük…
Terapi odasında sıkça şunu görürüm: Danışan aslında bugünkü ilişki sorununu anlatır, ama altında yıllar önce tutulamamış bir yas vardır. Kaybedilen bir ebeveyn, bitirilmemiş bir ilişki, yaşanamamış bir çocukluk… Yas sadece ölümle ilgili değildir; hayal kırıklıkları da yas tutulmayı hak eder.
Peki sağlıklı yas nedir?
Sağlıklı yas; duyguyu bastırmadan, dramatize etmeden, inkâr etmeden yaşayabilmektir.
Ağlayabilmek.
Öfkeyi kabul edebilmek.
“İyiyim” demek zorunda hissetmemek.
Yas aceleye getirildiğinde donuklaşır. Donuk yas, ileride travmaya dönüşebilir. Oysa yaşanan, hissedilen, ifade edilen yas zamanla şekil değiştirir ve kişiye derinlik kazandırır.
Güçlü olmak; hiç yıkılmamak değildir.
Güçlü olmak; yıkıldığında inkâr etmemektir.
Belki de bu yüzden en sağlıklı cümle şudur:
“Güçlü ol” değil,
“Ne hissediyorsan hissedebilirsin.”
Çünkü iyileşme, bastırarak değil, temas ederek olur.