Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
En tehlikeli yalan, başkalarını kandıran değil; insanın içinde sessizce yuva kurandır.
Geçenlerde kendi kendime bir soru sordum.
İnsan neden “iyiyim” der?
Gerçekten iyi olduğu için mi?
Yoksa anlatacak kadar gücü kalmadığı için mi?
Yıllardır insanların hikâyelerini dinliyorum.
Şunu fark ettim: İnsanlar bana yaşadıkları olayları anlatmıyor. Bana, yıllarca anlatamadıkları cümleleri getiriyor.
Bir kadın geliyor…
“Ben güçlü biriyim.” diyor. Bir saat sonra çocuk gibi ağlıyor.
Bir adam geliyor…
“Ben bunları çoktan aştım.” diyor. Konuşma ilerledikçe, yıllardır hiç geçmemiş bir yaranın etrafında dolaştığını görüyorum.
İşte o gün anladım. İnsan yaşadığı acıyla değil, acısını taşırken kurduğu cümlelerle yoruluyor. Çünkü bazı cümleler ilaç değildir. Uyuşturucudur.
“Geçti.”
“Takmıyorum.”
“Ben güçlüyüm.”
“İyiyim.”
Tekrarlandıkça gerçeğe dönüşmezler. Sadece insanın kendi sesini duymasını zorlaştırırlar. Toplum bize duygularımızı nasıl yaşayacağımızı öğretmedi. Onları nasıl saklayacağımızı öğretti.
Çocuk ağlayınca…
“Sus.”
Genç üzülünce…
“Geçer.”
Yetişkin yorulunca…
“Güçlü ol.”
Sonra şaşırıyoruz. Neden kimse duygularını konuşamıyor diye… Konuşamıyor. Çünkü çocukken duyulmayan duygular, büyüyünce de kendilerine yer bulamıyor.
Mesleğim bana şunu öğretti: İnsanlar terapiye çoğu zaman mutsuz oldukları için gelmiyor. Artık güçlü görünmekten yoruldukları gün geliyorlar. İşte o gün, yıllardır kurdukları en büyük cümle yıkılıyor.
“İyiyim.”
Oysa “iyiyim” bazen bir duygu değildir. Bir savunmadır. Bir sığınaktır. Bazen de kimseyi üzmemek için insanın kendinden vazgeçmesidir. Ve burada çok önemli bir yanılgı yapıyoruz. Acıyı konuşursak büyüyeceğini sanıyoruz. Oysa konuşulmayan acı büyür. Konuşulan acı ise yön bulur.
İnsan ruhu ilginçtir. Görmezden gelinmeyi affetmez.
Sadece bekler.
Yıllarca bekler.
Sonra bir gün…
En olmadık yerde karşınıza çıkar.
Bir öfke olarak…
Bir yalnızlık olarak…
Bir ilişkiyi durduk yere bitirme isteği olarak…
Ya da aynaya bakıp hiçbir şey hissetmemek olarak…
Ben artık insanlara başka bir soru soruyorum.
“Nasılsın?” demiyorum.
“Uzun zamandır içinde susturduğun ne var?” Çünkü cevabı hayatı değiştiren soru, çoğu zaman en sık sorulan soru değildir. En cesur sorudur. Belki de bu yüzden asıl mesele iyi olmak değil. Kendine yalan söylemeye ihtiyaç duymayacak kadar özgür olabilmektir.
İnsan, yaşadığı acılar yüzünden değil…
O acıları yaşamamış gibi yapmak zorunda kaldığı için yorulur.
Ve bazen…
Bir ömrün bütün ağırlığı…
Tek bir kelimenin içine sığar.
“İyiyim.”