Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İlişkiler bazen bir cümleyle değil, bir eksiklikle kırılır. Söylenmeyenlerle, sorulmayanlarla, fark edilmeyenlerle…
Duygusal ihmal, tam olarak bu boşlukta doğar. Birinin hayatında olup, duygusunda yer bulamamaktır.
Psikolojik açıdan duygusal ihmal; bireyin duygusal ihtiyaçlarının sistematik biçimde karşılanmaması, görülmemesi ve temas kurulamamasıyla karakterizedir. Ancak bu ihmal, çoğu zaman yüksek sesli değildir.
Aksine, sessizdir… ve bu yüzden derindir.
Kadın, ilişkide önce anlamaya çalışır.
Duygularını ifade eder, anlatır, temas kurmak ister.
Bu, onun bağ kurma biçimidir.
Fakat tekrar eden karşılıksızlık, zamanla bir içsel geri çekilmeye dönüşür. Bu noktada süreç psikolojik bir savunmaya evrilir: Kişi, incinmemek için duygusal yatırımını azaltır. Ve bir gün, artık anlatmamaya başlar.
Erkek ise çoğu zaman bu süreci bir kopuş olarak değil, “her şey yolunda” şeklinde algılar. Çünkü ortada açık bir çatışma yoktur. İlişki sürüyordur. Günler geçiyordur.
Oysa psikolojik bağ, yalnızca birlikte vakit geçirmekle değil, duygusal olarak temas edebilmekle kurulur.
Burada temel bir farklılık ortaya çıkar: Kadın ilişkiyi duygusal yakınlık üzerinden deneyimlerken, erkek çoğu zaman davranışsal sürekliliği yeterli görür.
Bu fark, zamanla görünmeyen bir mesafe yaratır.
Duygusal ihmalin en derin etkisi, ilişkinin zayıflaması değil, bireyin kendilik algısında oluşan aşınmadır. Görülmeyen kişi, bir süre sonra kendini de görmemeye başlar. Duyulmayan, kendi sesini kısmayı öğrenir.
Ve ilişki çoğu zaman bir krizle değil, yavaş yavaş eksilerek biter.
Kadın sustuğunda, bu yalnızca bir sessizlik değildir.
Bu, içinde tamamlanmış bir vedadır.
Çünkü bazı gidişler kapı çarparak değil, kalp sessizleşerek olur.