Batman evlatlarını kaybediyor, şehir hala sessiz

Bir şehir düşünün…

Yayınlama: 14.06.2026 13:23:22
Düzenleme: 14.06.2026 13:32
13
A+
A-
Uzaklardan Farklı Bir Bakış, Birkaç Görüş…

Gündüz caddelerinde hayat akıyor, akşam meydanları dolup taşıyor. Ama aynı şehrin sokaklarında sessiz bir felaket her geçen gün biraz daha büyüyor.

Bu felaketin adı uyuşturucu.

Ve ne yazık ki Batman, uzun süredir bu tehdidin ağır sonuçlarıyla yüzleşiyor.

Bugün bu şehirde nice anne geceleri uyuyamıyor. Nice baba, evladını karanlığın içinden çekip çıkarabilmek için çırpınıyor. Nice aile, kapalı kapılar ardında sessizce dağılırken, toplumun büyük bir kısmı olup biteni yalnızca uzaktan izliyor.

Oysa uyuşturucu yalnızca bir asayiş meselesi değildir.

Uyuşturucu aileyi dağıtan, umudu tüketen, geleceği çalan ve bir toplumun ruhunu kemiren büyük bir toplumsal tehdittir.

Buradan Batman’ın siyasetçilerine, kanaat önderlerine, sivil toplum kuruluşlarına ve her fırsatta “Bu şehrin sahibiyiz” diyen herkese sormak gerekiyor:

Bütün bunlar olurken siz neredesiniz?

Bayramlarda, açılışlarda, davetlerde ve protokol programlarında bir araya gelebiliyorsunuz. Aynı karede yer alabiliyor, aynı masada oturabiliyor, aynı kameraya gülümseyebiliyorsunuz.

Peki konu Batman’ın gençleri olunca neden aynı birliktelik ortaya çıkmıyor?

Uyuşturucu satıcıları gençlerin hayatını hedef alırken, aileler tek başına mücadele etmek zorunda bırakılırken, bu sessizliğinizin nedeni nedir?

Her gün bir gencin hayattan, eğitimden, ailesinden ve geleceğinden kopuşuna şahit olurken hangi mesele bundan daha öncelikli olabilir?

Kaybedilen her genç, yalnızca bir birey değildir.

Kaybedilen bir gelecek, eksilen bir umut ve yaralanan bir toplumdur.

Artık kimse sorumluluğu başkasına bırakmasın.

Bu mesele yalnızca emniyetin, yalnızca ailenin ya da yalnızca okulların sorunu değildir. Bu mesele devlet kurumlarından yerel yöneticilere, sivil toplumdan kanaat önderlerine kadar herkesin ortak sorumluluğudur.

Batman’ın sahibi olduğunu söylemek kolaydır.

Asıl mesele, Batman’ın gençlerine sahip çıkabilmektir.

Asıl mesele, makamların ve unvanların arkasına saklanmadan taşın altına elini koyabilmektir.

Bugün harekete geçmeyenler, yarın kaybedilen her gencin vicdani yüküyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Çünkü bazı sorunlar ertelenebilir; fakat bir gencin kaybolan hayatı asla geri getirilemez.

Artık fotoğraf verme zamanı değil, çözüm üretme zamanıdır; açıklama yapma zamanı değil, mücadele etme zamanıdır.

Ve unutulmamalıdır ki bir şehrin gerçek gücü, binalarının yüksekliğinde değil; gençlerini ne kadar koruyabildiğinde saklıdır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.