Travma yüzü değiştirir mi?

Geçtiğimiz günlerde uluslararası basında yer alan bir haber dikkatimi çekti.

Yayınlama: 05.07.2026 12:48:30
5
A+
A-

Haberde, Fransız vatandaşı Sylvie Yasmina‘nın yıllar önce evlendikten sonra Pakistan’a taşındığı, uzun yıllar boyunca eşi tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakıldığı, çocuklarıyla birlikte dış dünyadan izole edildiği ve ancak yıllar sonra kurtarıldığı anlatılıyordu. Haberle birlikte paylaşılan iki fotoğraf ise milyonlarca insanı derinden etkiledi.

Bir fotoğrafta hayata umutla bakan genç bir kadın…

Diğerinde ise yılların değil, yaşanmışlıkların izini taşıyan bir yüz…

İnsanların çoğu bu iki fotoğrafa bakıp “Nasıl bu kadar değişmiş?” diye sordu.

Ben ise başka bir soru sordum: Travma gerçekten insanın yüzünü değiştirir mi?

Cevap, bilimsel olarak da evet. Çünkü travma sadece ruhumuzda yaşanmaz. Beynimiz, uzun süre tehdit altında kaldığında sürekli alarm vermeye başlar. Stres hormonları aylarca, hatta yıllarca yüksek seviyede kalabilir. Uyku bozulur. Bağışıklık sistemi zayıflar. Hücrelerin kendini yenileme hızı düşer. Kaslar sürekli gergin kalır. Cilt elastikiyetini kaybetmeye başlar. Gözlerdeki canlılık azalır. Kısacası beden, yaşadığı hikâyeyi sessizce anlatmaya başlar.

Biz psikologlar buna bazen “bedenin tuttuğu kayıt” deriz. İnsan yaşadığı her olayı kelimelerle hatırlamaz ama beden unutmaz.

Şiddet…

Aşağılama…

Sürekli korku…

Belirsizlik…

Yalnızlık…

Bunların her biri sinir sistemine yazılan görünmez izlerdir. İşte bu yüzden bazen bir insanın yüzünde gördüğünüz şey yalnızca yaş değildir. Belki de yıllarca susturulmuş bir çocuğun, değersiz hissettirilmiş bir kadının ya da hayatta kalmaya çalışan bir insanın hikâyesidir.

Ne yazık ki toplum olarak hâlâ şu yanlışı yapıyoruz:

“Niye kaçmadı?”

“Neden yıllarca katlandı?”

“Neden sesini çıkarmadı?”

Oysa travma yaşayan bir insanın beyni, bizim dışarıdan düşündüğümüz gibi çalışmaz. Sürekli tehdit altında yaşayan kişiler zamanla “öğrenilmiş çaresizlik” geliştirebilir. Korku, kişinin karar verme becerisini zayıflatabilir. İnsan, özgürlüğün mümkün olduğuna bile inanmayabilir. Bu yüzden şiddet gören insanları yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. Travmanın en acı tarafı yalnızca yaşanan olay değildir.

İnsanın zamanla kendisini kaybetmesidir. Aynaya baktığında gördüğü kişinin artık kendisi olmadığını hissetmesidir. Fakat burada çok önemli bir gerçek daha var.

Beyin değişebilir.

Sinir sistemi iyileşebilir.

İnsan yeniden güven duygusunu öğrenebilir.

Travmanın izleri silinmese bile onunla birlikte sağlıklı bir yaşam kurmak mümkündür.

Belki yüzümüzde bazı çizgiler kalır. Ama umut yeniden yeşerebilir. Çünkü insan sadece acılarıyla değil, iyileşme gücüyle de var olur. Bugün birinin yüzüne baktığınızda sadece yaşını değil, belki de görünmeyen mücadelesini de hatırlayın.

Bazı insanlar yaş almaz.

Bazı insanlar ise yaşadıklarını yüzlerinde taşır.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.