Özlemek, yokluğa tepki değildir.

Klinik pratiğimde sık karşılaştığım bir cümle var: “Yanımdayken çok bir şey hissetmiyorum ama uzaklaşınca özlüyorum.”

Yayınlama: 22.03.2026 11:56:34
32
A+
A-

İlk bakışta masum bir ifade gibi görünür.

Oysa bu cümle, modern ilişkilerin en temel kırılma noktalarından birine işaret eder: duygusal temasın eksikliği.

Çünkü sağlıklı bir bağda özlem, yalnızca fiziksel mesafeyle ortaya çıkmaz.

Aksine, kişi yanındayken de onunla kurduğu bağın derinliğini hisseder.

Bu his; güven, ilgi ve duygusal yatırımın doğal bir sonucudur.

Ancak bazı ilişkilerde, kişi karşısındakine duygusal olarak bağlanmaz, sadece ilişki içinde bulunur.

Bu durumda partner, bir “varlık” olmaktan çok bir “alışkanlık” haline gelir.

Ve alışkanlıklar, yokluklarıyla fark edilir.

Burada devreye psikolojinin önemli bir kavramı girer: duygusal kaçınma.

Duygusal olarak kaçınan bireyler, yakınlık arttıkça rahatsızlık hissederler.

Yakınlık, onlar için güven değil; kontrol kaybı ve incinme ihtimali demektir.

Bu yüzden ilişkideyken mesafe koyar, uzaklaştıklarında ise kontrollü bir özlem hissederler.

Çünkü mesafe, duyguyu “güvenli” hale getirir.

Yakınken hissedemedikleri şeyi, uzaklıkta daha rahat hissederler.

Ama bu, derin bir bağdan çok, tetiklenen bir eksiklik hissidir.

Bu dinamikte en çok zorlanan taraf ise genellikle kadındır.

Çünkü kadın, ilişkiyi anlamlandırmaya çalışır:

“Yanındayken neden böyle?”

“Gerçekten seviyor mu?”

“Uzaklaşınca değişiyor ama neden?”

Oysa cevap çoğu zaman duyguda değil, bağlanma biçimindedir.

Ve burada önemli bir ayrım yapmak gerekir:

Özlemek ile yokluğa tepki vermek aynı şey değildir.

Gerçek özlem, bağın sürekliliğini gösterir. Kişi yanındayken de onunla temas halindedir. Onu hisseder, görür ve seçer. Ama sadece uzaklıkta ortaya çıkan “özlem”, çoğu zaman kaybetme ihtimalinin yarattığı kısa süreli bir duygusal aktivasyondur.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.