Öfke: Bazen karşımızdakini değil, içimizde kalanı anlatır

Bazı insanlar bizi öfkelendirir.

Yayınlama: 26.07.2026 12:36:13
15
A+
A-

Ama bazıları yalnızca öfkelendirmez; içimizde yıllardır sessiz duran bir şeyi uyandırır. Aynı sözü on kişiden duyarız. Dokuzu gelir geçer. Biri söyler ve bütün gün zihnimizden çıkmaz. O konuşma biter ama biz hâlâ kendi içimizde tartışmaya devam ederiz.

Peki gerçekten öfkelendiğimiz kişi karşımızdaki midir? Yoksa onun dokunduğu eski bir yara mı?

Toplum olarak öfkeyi hep yanlış tanıdık. Bize öfkenin ayıp olduğu öğretildi. Bastırmamız, yutmamız, kontrol etmemiz söylendi. Oysa bastırılan hiçbir duygu kaybolmaz. Sadece şekil değiştirir. Kimi zaman bedende ağrı olur, kimi zaman ilişkilerde mesafe, kimi zaman da en sevdiğimiz insanlara yönelen beklenmedik bir tepki…

İsviçreli psikiyatrist Carl Gustav Jung, insanın yalnızca farkında olduğu benlikten oluşmadığını söyler. Hepimizin içinde görmek istemediğimiz, bastırdığımız ya da henüz tanımadığımız yönler vardır. Jung buna gölge adını verir.

Belki de öfke, gölgemizin konuşma biçimlerinden biridir.

Bu, her öfkenin haksız olduğu anlamına gelmez. Hayatta gerçekten haksızlığa uğrarız. İhanet görürüz, değersiz hissettiriliriz, sınırlarımıza saygı duyulmaz. Elbette bunlar öfke yaratır. Ancak Jung’un işaret ettiği nokta şudur: Aynı olay neden herkeste aynı etkiyi oluşturmaz?

Çünkü öfkenin şiddeti, yalnızca yaşadığımız olayla değil; o olayın içimizde dokunduğu yerle de ilgilidir.

Belki çocukluğunuzda sık sık eleştirildiniz. Bugün küçük bir eleştiri bile geçmişin bütün seslerini yeniden canlandırıyor olabilir.

Belki yıllarca “iyi insan” olmak için sustunuz. Şimdi en küçük haksızlıkta yılların birikmiş öfkesi konuşuyor olabilir.

Belki de en çok kırıldığınız yerden öfkeleniyorsunuzdur.

Bu yüzden analitik psikoloji, öfkeyi susturmaya çalışmaz; onu anlamaya çalışır. Çünkü anlaşılmayan her duygu, farklı yollarla hayatımızı yönetmeye devam eder.

Belki de kendimize sormamız gereken soru, “Neden öfkelendim?” değildir.

Asıl soru şudur: “Bu öfke bende neyi korumaya çalışıyor?”

Bir sınırı mı?

Bir değeri mi?

Yoksa yıllardır görülmeyen, duyulmayan, anlaşılmayan bir yanımı mı?

Jung’un çok bilinen bir sözü vardır: “Bilinçdışı bilinçli hâle gelene kadar hayatınızı yönetecek ve siz buna kader diyeceksiniz.”

Belki de öfke, bilinçdışının en güçlü seslerinden biridir.

Onu bastırmak kolaydır.

Patlamak da kolaydır.

Zor olan ise öfkenin gösterdiği yere bakabilmektir. Çünkü bazen öfke, karşımızdaki insanı değil; kendimizden ne kadar uzaklaştığımızı anlatır.

Ve insan, öfkesini yenerek değil; onu anlayarak dönüşür.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

o sohbet org