Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Geçen gün bir danışanım, sevgilisinin mesajına iki saat geç yanıt vermesini anlatırken cümleyi şöyle bitirdi: “Zaten narsist ve kaçıngan bağlanan biri, ben de kaygılı bağlandığım için ona çekiliyorum.”
Durup yüzüne baktım. Karşımda 24 yaşında, pırıl pırıl bir genç kadın değil; sanki DSM-5 (Psikiyatri Tanı Kitabı) konuşuyordu.
Son dönemde farkında mısınız? Sosyal medya sayesinde hepimiz birer “gündüz kuşağı psikoloğuna” dönüştük. Biri sınır koyduğunda “Narsist”, biraz içine kapandığında “Kaçıngan”, üzüldüğünde “Depresif”, heyecanlandığında “Bipolar”. Hatta işi büyüttük; bizi biraz zorlayan her ilişkiye “Toksik”, her çocukluk anımıza “Travma” etiketi yapıştırıp rafa kaldırıyoruz.
Peki, kliniğin steril duvarları arasından çıkan bu tıp terimleri nasıl oldu da günlük dilimizin yeni zırhı haline geldi?
Çünkü etiketlemek, anlamaktan çok daha kolaydır.
Bir insana “narsist” dediğinizde, onunla gerçekten iletişim kurma, onun karmaşık insan doğasını anlama veya kendi payınızla yüzleşme sorumluluğundan muaf olursunuz. O artık bir “vaka”dır ve dosya kapanmıştır. Tıbbi terimleri birer silah gibi birbirimize doğrultup, sonra da neden bu kadar yalnızlaştığımızı sorguluyoruz.
Oysa insan ruhu, bir sosyal medya gönderisindeki 30 saniyelik reel videosuna sığmayacak kadar karmaşık, çelişkili ve akışkandır. Hepimizin içinde biraz kaçıngan, biraz kaygılı, biraz bencil ve biraz da yaralı taraflar var. Birini tek bir etiketle tanımlamak, o insanı boyutsuzlaştırmaktır.
Daha da tehlikelisi; bu kavramları kendimize kalkan yapıyoruz. “Ben böyleyim çünkü çocukluk travmam var” deyip, bugünkü yıkıcı davranışlarımızın sorumluluğunu üstlenmekten kaçıyoruz. Travmalarımız bizim suçumuz olmayabilir; ama iyileşmek kesinlikle bizim sorumluluğumuzdur.
Bugün köşemi okuyan herkese küçük bir davetim var:
İlişkilerinizde terimler kitabını kapatın. Eşinize, arkadaşınıza ya da sevgilinize bir “tanı” koymayı bırakın. Onun yerine sadece dinleyin. Etiketlerin arkasına saklanmadan, “Bu davranışın bana kendimi değersiz hissettiriyor” diyebilme cesaretini gösterin.
Birbirimizi psikolojik kavramlarla kategorize etmeyi bıraktığımız gün, yeniden “insan insana” temas edebilmeyi başaracağız.
Çünkü kimse bir tanıdan ibaret değildir. Ve hiçbir klinik kavram, bir insanın kalbindeki o karmaşık haritayı tek başına çizemez.