Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Ve belki de bu iyi bir şey. Hayatımızda bazı dönemler vardır. Ne tam olarak bittiğini söyleyebiliriz ne de eskisi gibi devam edebiliriz.
Bir şey değişmiştir.
Bazen bir insan gider.
Bazen bir ev, bir şehir, bir iş, bir ilişki…
Bazen de hiçbir şey dışarıdan değişmemiş gibi görünür ama insanın içinde bir kapı kapanır.
Ve bir gün kendimizi şu cümlenin içinde buluruz: “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”
Bu cümleyi çoğu zaman bir kaybın ardından söyleriz. İçinde biraz hüzün, biraz korku, biraz da özlem vardır. Çünkü insan, bildiği şey acı verse bile ona alışır. Tanıdık olanın içinde kalmak, bilinmeyene doğru yürümekten daha kolay gelir. Oysa hayatın bazı dönemlerinde eskiye dönmek değil, eski halimizden ayrılmak gerekir. Çünkü bazen özlediğimiz şey geçmiş değildir.
Geçmişteki kendimizdir. Daha az sorgulayan, daha kolay inanan, daha çok katlanan, daha fazla bekleyen halimiz… Belki de artık o insan değiliz. Ve bu bir kayıp değil, bir dönüşümdür.
Psikolojide değişen koşullar karşısında kişinin kendi değerleriyle uyumlu biçimde hareket edebilmesini sağlayan psikolojik esneklik, iyi oluş açısından önemli bir süreç olarak ele alınıyor. Yani güçlü olmak her şeyi aynı tutmak değil; değişen hayatın içinde kendimize yeniden yön verebilmektir.
Bazen iyileşmek, hayatımızı eski haline getirmek değildir.
Bazen iyileşmek; Artık aramayanı beklememektir.
Sürekli kendimizi kanıtlamamız gereken yerde kalmamaktır. Bizi küçülten bir ilişkinin içinde büyümeye çalışmaktan vazgeçmektir. Herkesi memnun etmek için kendimizi ihmal etmemektir. Ve belki de en önemlisi…
Kendimize ait olmayan bir hayatı sırf alıştık diye sürdürmemektir. Değişim her zaman büyük kararlarla başlamaz. Bazen sadece bir sabah uyanıp “Ben artık bunu istemiyorum.” demekle başlar. Bazen bir telefon numarasını silmekle. Bazen yıllardır taşıdığımız bir suçluluğu bırakmakla.
Bazen ilk kez “Hayır.” demekle.
Bazen de aynaya bakıp kendimize şu soruyu sormakla: “Ben gerçekten nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?”
Bu soru kolay değildir. Çünkü cevabı bulduğumuzda, bazı şeyleri değiştirmemiz gerekebilir. İnsan çoğu zaman değişmekten değil, değiştiğinde arkasında bırakmak zorunda kalacağı şeylerden korkar. Oysa hayatın en güzel taraflarından biri şudur: Bir şeyin bitmesi, her zaman hayatımızın eksilmesi anlamına gelmez.
Bazı bitişler yer açar.
Yeni bir insan için değil sadece…
Yeni bir sen için. Daha sınırları olan, ne istediğini bilen, kendini başkalarının davranışlarıyla ölçmeyen, sevgiyi hak etmek için mücadele etmek zorunda olmadığını anlayan bir sen için. Belki de hayatımızın bazı dönemlerinde ihtiyacımız olan şey “her şey yeniden eskisi gibi olsun” dileği değildir.
Belki ihtiyacımız olan şey şudur: “Ben artık eskisi gibi olmak istemiyorum.” Çünkü bazı yaralar bizi eski halimize döndürmek için değil, kendimizi daha yakından tanımamız için gelir. Bazı vedalar bizi yalnız bırakmak için değil, kendimize yaklaştırmak için yaşanır. Bazı kayıplar ise hayatımızdan bir şeyi eksiltirken, içimizde başka bir şeyi büyütür:
Özsaygıyı.
Sınırları.
Cesareti.
Ve kendimize duyduğumuz güveni.
Bu yüzden hayatınızda bir şeyler değişiyorsa, hemen korkmayın.
Her değişim kötü değildir.
Her kapanan kapı kayıp değildir.
Her bitiş başarısızlık değildir.
Bazen hayat, bizim ısrarla kapatamadığımız bir sayfayı kendi elleriyle kapatır.
Ve biz bir süre o boş sayfaya bakarız.
Sonra fark ederiz ki…
Boş değildir o sayfa.
Henüz yazılmamıştır.
Belki de hayatınızın bundan sonraki bölümü, şimdiye kadar yazdığınız hiçbir bölüme benzemeyecek.
Ve belki de tam olarak ihtiyacınız olan şey budur.
Çünkü bazen iyileşmek, eski hayatımıza geri dönmek değil; artık o hayata ihtiyaç duymayan yeni bir benliğe dönüşmektir.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ve belki de bu, hayatın bize verdiği en güzel haberlerden biridir.