Güçlü olmak zorunda değilsin

Bazı insanlar vardır; herkes onların güçlü olduğunu düşünür. Kriz anında soğukkanlıdırlar.

Yayınlama: 23.08.2026 12:18:01
17
A+
A-

Herkes dağıldığında onlar toparlar. Bir sorun olduğunda ilk onlar aranır. Aile içinde sorumluluk alırlar, işlerini aksatmazlar, çocuklarını düşünürler, arkadaşlarının derdini dinlerler. Ve bir süre sonra herkes onların gerçekten güçlü olduğuna inanır.

Oysa bazen “güçlü” dediğimiz insan, yalnızca yorulmaya hakkı olmadığını öğrenmiş bir insandır. Çocukken bazı çocuklar çocukluklarını tam anlamıyla yaşayamazlar. Evdeki sorunları hisseder, yetişkinlerin duygularını takip eder, ortamın huzurunu korumaya çalışırlar. Kimi zaman kardeşlerine bakarlar, kimi zaman anne babalarını üzmemeye çalışırlar. Kendi ihtiyaçlarını erteleyerek “uslu”, “olgun”, “sorumluluk sahibi” çocuk olurlar.

Kimse onlara belki de açıkça “Sen güçlü olmalısın” demez. Ama çocuk bunu davranışlardan öğrenir.

“Annem üzülmesin.”

“Babam kızmasın.”

“Kimseye yük olmayayım.”

“Ben hallederim.”

“Şimdi sırası değil.”

Ve çocuk büyür. Fakat çocukken öğrendiği cümleler onunla birlikte yetişkinliğe taşınır. Bu nedenle bazı yetişkinler yardım istemekte zorlanır. Birisi “Nasıl yardımcı olabilirim?” diye sorduğunda bile “Yok, ben hallederim.” derler. Çünkü onlar için yardım istemek yalnızca bir ihtiyaç değildir; bilinçdışında bazen zayıflıkla eşleşmiştir. Oysa insanın her şeyi tek başına yapabilmesi, sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Hatta bazen tam tersi olabilir.

“Ben hallederim” cümlesinin altında ne var?

Hayatım boyunca danışanlarımdan duyduğum cümlelerden biri şudur: “Kimseye güvenemiyorum.”

Bir diğeri: “Ben bırakınca işler dağılıyor.”

Bir başkası: “Herkes bana güveniyor ama ben kimseye güvenemiyorum.”

Bu cümlelerin arkasında çoğu zaman yalnızca bugünün ilişkileri yoktur. Geçmişte kişinin ihtiyaçlarının yeterince görülmemiş olması, duygularının ertelenmesi veya erken yaşta fazla sorumluluk alması da olabilir. Böyle bir insan yetişkin olduğunda kontrolü bırakmakta zorlanabilir. Çünkü kontrol onun için yalnızca kontrol değildir. Güvende olma yöntemidir. Her şeyi önceden düşünür. Her ihtimali hesaplar. Herkesin ne hissettiğini anlamaya çalışır. Bir problem çıkmadan çözmeye çalışır. Hatta bazen başkalarının sorumluluklarını bile kendi üzerine alır.

Sonra da bir gün kendisine şu soruyu sorar: “Ben neden bu kadar yoruldum?”

Çünkü yıllardır yalnızca kendi hayatını taşımıyordur. Sürekli güçlü olmak da bir savunmadır. Psikolojik olarak güçlü olmak; hiç ağlamamak, hiç korkmamak, hiç yardım istememek değildir. Gerçek dayanıklılık, insanın kendi duygularıyla temas kurabilmesidir.

“Şu anda korkuyorum.”

“Bunu tek başıma yapmak istemiyorum.”

“Çok yoruldum.”

“Buna kırıldım.”

“Hayır demek istiyorum.”

“Bana da destek olunmasına ihtiyacım var.” diyebilmektir. Çünkü bastırılmış her duygu yok olmaz. Bazen bedende yorgunluk olarak belirir. Bazen tahammülsüzlükte. Bazen uykusuzlukta. Bazen sürekli tetikte olma halinde. Bazen hiçbir şey yapmak istememekte. Bazen de insanın hayatının ortasında durup, “Ben artık ne istiyorum?” diye sormasında…

Herkesi kurtarmak zorunda değilsin. Özellikle çocukluğunda başkalarının duygularını fazla taşımış insanlar yetişkinlikte “kurtarıcı” rolüne kolayca girebilirler. Partnerinin problemini çözmeye çalışırlar. Aile üyelerinin sorumluluklarını üstlenirler. Arkadaşlarının krizlerinde saatlerce yanlarında olurlar. Herkesi anlamaya çalışırlar. Ama sıra kendilerine geldiğinde ortada kimse yoktur. Çünkü çevreleri de onların güçlü olduğuna alışmıştır.

İşte burada önemli bir fark vardır: Destek olmak başka, başkasının hayatını taşımak başkadır. Bir insanı sevebilirsiniz. Yanında olabilirsiniz. Onu dinleyebilirsiniz. Ama onun yerine yaşayamazsınız. Onun kararlarını veremezsiniz. Onun sorumluluklarını sonsuza kadar üstlenemezsiniz. Ve bunu yapmadığınızda kötü biri olmazsınız.

Çocukluğundaki seni bugün koruyabilirsin. Geçmişimizi değiştiremeyiz. Ama geçmişte öğrendiğimiz bazı cümleleri değiştirebiliriz. Çocukken “Kimseye yük olmamalıyım” diye öğrendiyseniz bugün kendinize: “Benim de ihtiyaçlarım olabilir.” diyebilirsiniz.

“Ben hallederim” demeyi öğrendiyseniz: “Bunu birlikte yapabiliriz.” demeyi deneyebilirsiniz.

Herkesi memnun etmeye çalıştıysanız: “Birilerini hayal kırıklığına uğratmam, kötü bir insan olduğum anlamına gelmez.” demeyi öğrenebilirsiniz.

Ve belki de en önemlisi: “Artık çocuk değilim. Bugün kendimi koruyabilecek bir yetişkinim.” Bu cümle çok değerlidir. Çünkü iyileşmek geçmişte yaşananları silmek değildir. Geçmişte yalnız kalan tarafınıza bugün yetişkin halinizle eşlik edebilmektir.

Bazen bırakmak da güçtür. Hayat bize sürekli güçlü olmamız gerektiğini söylüyor. Dik dur. Devam et. Pes etme. Kimseye muhtaç olma. Ama insan yalnızca mücadele ederek iyileşmez. Bazen durarak da iyileşir. Bazen ağlayarak. Bazen yardım isteyerek. Bazen “hayır” diyerek. Bazen bir ilişkiyi kurtarmaya çalışmayı bırakarak. Bazen herkesi anlamaya çalışmak yerine kendini anlamaya başlayarak… Çünkü güçlü olmak, hayatın bütün yüklerini sırtında taşımak değildir. Güçlü olmak, hangi yükün gerçekten sana ait olduğunu ayırt edebilmektir. Eğer bugün kendinizi çok yorgun hissediyorsanız, belki de kendinize “Neden bu kadar güçsüzüm?” diye sormak yerine başka bir soru sorun:

“Ben ne zamandır bu kadar çok şeyi tek başıma taşıyorum?” Belki cevabı bugünde değildir. Belki çok daha eski bir zamandadır. Ve belki artık o zamanki çocuk kadar yalnız değilsiniz. Çünkü bugün siz varsınız. Kendinizi fark eden, sınırlarınızı çizebilen, yardım isteyebilen ve gerektiğinde “Artık bunu taşımak istemiyorum” diyebilen bir yetişkin…

Unutmayın: Her zaman güçlü olmak zorunda değilsiniz. Bazen kendinize yaslanmak kadar, bir başkasına yaslanmaya izin vermek de iyileşmenin bir parçasıdır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

o sohbet org