Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Her ilişki sevgiyle başlamaz.
Bazıları korkuyla devam eder.
Bir taraf yalnız kalmaktan korkar. Ayrılığı, terk edilmeyi ya da tek başına kalmayı düşünmek bile onun için dayanılması güç bir duyguya dönüşebilir. Kaygısı artabilir, bedeni alarm verebilir, çaresizlik hissi büyüyebilir. Bu yaşantılar gerçektir ve küçümsenmemelidir.
Diğer taraf ise gitmek ister ama gidemez.
Çünkü aklında hep aynı soru vardır: “Ya ben gidersem ve ona bir şey olursa?”
Böylece biri yalnız kalma korkusuyla tutunurken, diğeri suçluluk korkusuyla kalır.
İlişkiyi ayakta tutan şey artık sevgi değil, iki korkunun birbirine tutunmasıdır.
Zamanla roller değişir. Biri sürekli güvence arayan kişiye dönüşür, diğeri ise sürekli güven vermek zorunda hisseden kişiye…
Biri, “Beni bırakma.” der.
Diğeri, “Bırakırsam kötü bir insan olurum.” diye düşünür.
Her ikisi de acı çeker.
Çünkü korkuyla kurulan bağlar, başlangıçta yakınlık hissi verse de zamanla iki tarafı da tüketebilir.
Burada önemli olan, kim haklı, kim haksız sorusu değildir.
Asıl soru şudur:
Bu ilişkiyi sevgi mi sürdürüyor, yoksa korkular mı?
Yalnız kalmaktan korkan kişi desteği hak eder; ancak bu desteğin tek kaynağı partneri olmak zorunda değildir. Aynı şekilde, vicdanı nedeniyle kendi ihtiyaçlarından vazgeçen kişi de yalnızca başkasını kurtarmaya çalışarak sağlıklı bir ilişki kuramaz.
Sağlıklı ilişkilerde iki insan birbirine yaslanabilir; ama birbirinin tek dayanağı olmak zorunda değildir.
Bazen en büyük cesaret, gitmek değildir.
Bazen en büyük cesaret, korkularımızla yüzleşip onların ilişkimizi yönetmesine izin vermemektir.