Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bazı insanlar hayatımızdan gider ama zihnimizden çıkmaz.
Aradan yıllar geçer, başka hayatlar kurulur, yeni insanlar tanınır. Yine de bir şarkı, bir sokak, bir koku ya da hiç beklenmedik bir an, bizi geçmişte bıraktığımız bir duygunun içine götürebilir.
Peki neden bazı insanları unutmakta bu kadar zorlanırız?
Aslında bazen özlediğimiz kişi değildir; onunla yaşayamadığımız ihtimallerdir. Söylenememiş sözler, sorulamamış sorular, gerçekleşmemiş hayaller ve cevapsız bırakılmış duygular… İnsan yalnızca birini değil, onunla kurduğu geleceği de kaybeder.
Psikolojide bu durum, belirsiz kayıp kavramıyla ilişkilendirilebilir. Bir insan fiziksel olarak hayatımızda olmayabilir ama duygusal dünyamızdaki varlığı devam edebilir. Özellikle ilişkinin nasıl ve neden bittiği belirsiz kaldığında, zihin tamamlanmamış hikâyeye tekrar tekrar döner. Çünkü insan zihni belirsizliği taşımakta zorlanır; anlamlandırmak, bir sonuca ulaşmak ister.
Bazen bir vedanın gerçekleşmemesi, insanı ilişkinin kendisinden daha uzun süre o ilişkinin içinde tutar.
Bir mesaj bekler, bir açıklama umar, belki bir gün her şeyin konuşulabileceğine inanırız. Oysa bazen beklediğimiz şey bir insanın dönüşü değil, geçmişte yaşadığımız acının anlam kazanmasıdır.
Burada önemli bir yanılgı vardır: Kapanışın mutlaka karşı taraftan gelmesi gerektiğini düşünürüz. Oysa her insan açıklama yapabilecek duygusal olgunluğa sahip değildir. Bazıları susarak gider, bazıları yarım bırakır, bazıları da kendi hikâyesini tamamlamadan başkasının hayatından çıkar.
İyileşmek için her zaman bir özür, bir açıklama ya da son bir konuşma gerekmez. Bazen insanın kendisine vereceği cevap, karşı taraftan beklediği bütün cevaplardan daha değerlidir.
Elbette unutmak zorunda değiliz. Çünkü iyileşmek hafızayı silmek değildir. Birini hatırladığımızda artık aynı acıyı yaşamamak, geçmişi inkâr etmeden bugünde kalabilmektir.
Belki de büyümek, bazı insanların hayatımızda kalmayacağını kabul etmekle başlar. Her hikâyenin mutlu bir sonu, her ilişkinin açıklanabilir bir bitişi olmayabilir.
Bazı vedalar karşılıklı yapılmaz. Bazen insan, karşısındaki hiç dönmeyecek olsa da kendi içinde kapıyı kapatmayı öğrenir. Çünkü iyileşmek, unutmak değil; artık hatırladığında aynı yerden kanamamaktır.